Bir Türk sazı olan Klasik Kemençe Türk Musikisinde kullanılan yaylı bir saz olarak icra edilmektedir.

Eski asırlarda bu saza verilen ‘’ Kemançe-i guz ‘’ ; Oğuz Kemençesi, ‘’ Kemençe-i Rumi ‘’ ; Anadolu Kemençesi gibi adlar bunu gösterir. XVII. Asır ortalarında İstanbulda Kemençe icra eden 80 profesyonel Sazende vardı ve Kemençecilere ‘’ Kemani ‘’ dendiği, Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde bahsederken devrin üstad kemençecilerinden şu satırları anlaşılmaktadır. ‘’ İleri gelenleri Kemani Mustafa, Kemani Aşur Ağa, Mahmud Çelebi, Kurşuncu-zade, Mesarıf Ali’si, Kemani Ahmet Çelebi, Kemani Hüseyin Çelebi, Ahmet Çelebidirler’’. Mustafa Ağa şakirdidir. Musra: Kaabil-i Tahsil-olan, Üstad-olur Üstad’dan ‘’ Mazmununca bu Ahmet Çelebi öyle bir kemanidir ki Taksimini istima eden âdem hayran kalır.

XlX. Asrın sonlarında kemençeye rağbet birden artmıştır. Çünkü en büyük kemençe virtözü Tanburi Cemil Bey ile ikinci büyük virtöz Kemençeci Vasilaki bu yıllarda yetişmiştir. Bu virtiözlerden sonra yetişen 3.ncü ve 4.ncü büyük virtüözler Ruşen Ferit Kam ile Cüneyd Orhon’dur. Bu icracıların haricinde iyi kemençe icra edenler arasında Gevherin Sultan, Mesud Cemil, Hadiye Ötüken, Kanuni Nazım bey, Haldun Menemencioğlu (Haluk Recai), Ekrem Erdoğru anılabilir. Tanburi Cemil Bey’den önce Klasik Kemençe daha çok Köçekçe takımları icrasında Lavta ile beraber icra edilen bir çalgı aletiydi. İnce saz’ a pek katılmazdı.

Mesela; Kemençe-i Rumi de 4 veya 6 çift tel vardı, Tanburi Cemil Bey’ de Hüseyni makamı taksiminde 4 telli, Suzinak ve Zavil makamı taksimlerinde ‘’Kaba Kemençe ‘’ kullanmıştır. Asırlar boyunca pek çok değişikliğe maruz kalan Klasik Kemençe saz’ ı bugünkü hali ile gelişmiş şeklidir. ‘’Sedefhane’’ olarak 3 telli sade ve işlemeli Klasik Kemençe yapımı sürdürülmektedir.